Kapat Gözünü Karanlığa İşte Renkler Tam Orada

     Bir varmış bir yokmuş.Renkli bir,siyah ikiden daha renkli,kırmızı üçten daha sarıymış.
     Atlı karınca, gideceği yere varınca başlangıç konumundaymış hala.bunu gören küçük kız düşünmüş ki ,bu ne saçma bir kovalamaca.Demiş biz hiç böyle oynamazdık mavi kuş benden kaçınca.Ben onu kovalardım çoook çoook uzaklara.Kanadım yok, o yüzden bazen durup arkadaşlık ediyorum karıncalara ;renkli ve atlı olmasalar da.
     Bu düşünceler aklından geçerken, bir anda vazgeçti,daha eğlenceli bir şeyler olmalıydı mutlaka,saklambaç ,mendil kapmaca hatta, ya da hiç düşünmeden dalmalıydı kocaman karanlığa,işte o zaman yaşamış olacaktı kocaman bir macera.
     Tamda öyle yaptı, karanlığa girer girmez  bir müzik duydu sanki,eşlik ederek biraz daha biraz daha yürüdü.Çok çok çok yürüdükten sonra bir anda yol ikiye ayrıldı.İki yönde de tabela yoktu.Yorulduğunu fark edip dinlenmek için yolun ortasındaki kocaman ağacın gövdesine tırmanıp oturmaya karar verdi.Hem böylece daha uzağı görüp,seçeceği yola da karar verebilirdi.
     Ağacın zirvesine tırmanıncaya kadar hiç durmadı hiç etrafına bakmadı.Ta ki ulaşılabilecek en zirvedeki dalın üstüne oturup,rüzgarın kokusunu içine dolduruncaya kadar.İşte ben macera diye buna derim deyip,kendini güzel hissettikten sonra bir çıtırtı duydu,rüzgarın ona taşıdığı güzel müziğin içinde.Kafasını çevirdiğinde dünyalar güzeli yeşil bir tırtıl buldu.Yaprakla aynı renkte olan tırtılın minik burnunu sevdi.Sadece gözlerini yumup geri açacaktı,aslında öylede yaptı ancak gözlerini açtığında sabah olmuştu bile çoktan.
     Manzaraya bakıp dünyanın en renkli görüntüsü diyecekti ki ,birde ne görsün.Gözlerine inanamadı.Geceleyin burnuna dokunduğu minik tırtıl şimdi bir kelebek olmuş,tamda burnunun üstünde duruyordu ve kesinlikle dünyada daha renkli bir şey hatta bu kadar renkli bir rüya bile yoktu.
     Renkli dostuyla bir süre göz göze kaldıktan sonra acıktığını hissetti.Cebinden çıkardığı püskeviti önce dostuna ikram etti daha sonra kendisi yedi.Ohh nasıl da doyduk deyip kandırdı kendini püskevitlerinin bittiğine küçük dostu üzülmesin diye.
     Dostu acele ediyordu hadi uzaklara gidelim diye.Küçük kız hiç anlamadı dostu neden bu kadar aceleci davranıyordu.Tamam deyip ağaçtan inmeye başladı,her yer yeşildi geceki karanlığa inat.Ama önlerinde halen iki yol vardı.Dostuyla konuştuktan sonra sağdan gitmeye karar verdiler .Dostu kadife kanatlarını çırparak omzunun üstünden uçuyordu.Küçük kız tüm rengarenkliğiyle doğadan bir parça gibi duruyordu adeta.Çok çok çok yürüdükten sonra,milyonlarca minik kelebeğin olduğu bir ovaya çıktılar.Tüm kelebekler uçuşarak dans edip küçük kıza hoş geldin diyorlardı.Çok geçmeden hepsiyle dost olup danslarına eşlik etmeye başladı.Zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadılar, gün dönmüştü güneş tepeden merhaba dercesine doğarken,kelebekler bir bir ırmağın üstüne düşüp küçük kızdan uzaklaşıyorlardı.Çok geçmeden bir tekinin bile hayatta kalmadığını fark etti.Gözleri öyle doldu ki göz yaşlarını ırmağa döktüğünde,su yatağına sığmayıp tüm ovayı doldurdu.Bir anda küçük kız kendisini suyun içinde buldu.Ahh bunla ne kadar renkli balıklar böyle,diye şaşırırken ölen dostlarını unutmuştu bile.
     Kendisini balıklarla dans ederken bulduğunda,mutluluktan ağlamaya devam ettiğini fark etti.Bütün balıklarla dost oldu.Hepsiyle şarkılar söyledi.Ağlamaya son verdiğinde bir anda bütün sular çekilmeye başladı.Her yer eski haline dönüyordu.Ama bu şekilde dostları yaşayamazdı ki .Çok geçmeden de düşündüğü gibi oldu.Bütün dostları ölüp olduğu yerde kaldı.Küçük kız burada daha fazla kalmamalıyım zaten hiç dostum kalmadı deyip geldiği yoldan geri döndü.
     Yol ayrımına kadar yürüdükten sonra keşke dostumu dinlemeyip diğer yoldan gitseymişim o zaman hiç bir şeyler böyle olmazdı diye düşündü.Büyük ağacın solundan gitti bu sefer.Giderek karanlıklaştığını giderek bulutların burnuna kadar indiğini fark etti.İçine dolan korkuyu nasıl kovacağını bilemiyordu.Derin karanlıklardan sevimsiz kahkahalar yükselip alçalıyordu.Az sonra karşısına üç tane kaynayan kazan çıktı.İçlerinde sırasıyla ;sarı,mavi,kırmızı birer içecek vardı.O kadar açmış o kadar susamış ki sadece hangisini içmesi gerektiğine karar vermek için düşünüyormuş.sırasıyla içlerine bakmış;sarı kazandaki yansımasında bebekliğini,mavide şu an ki halini,kırmızıda ise kendisini kocaman bir kız olarak görmüş.Amannn ilk ikisini yaşadım zaten asıl macera üçüncüde üçüncüde deyip kırmızı kazanda ki içeceği dibini görene kadar içip bitirmiş.
     Karnı doyunca üstüne bir ağırlık çökmüş öylece uyuya kalmış.Uyandığında upuzun eteğinin mini etek kadar kısaldığını görmüş,aman tanrım diye şaşırmış kocaman bir kızmış artık.Hemen ayağa kalkıp daha karanlığa ilerlemiş,artık o kadar karanlıkmış ki ,hiç bir şey görünmüyormuş.O kadar sessizmiş ki hiç bir şey duyulmuyormuş,derken 'anne bu harika bir şey sende binsene'  çığlığıyla kendine gelmiş anne.Ne olup bittiğini anlayana kadar ışıklar kaymış gözlerinde  küçük kızını bindirdiği atlı karıncaya  çevirdiğinde gözlerini masalı bitmiş aslında . 

ERCAN ÇETİN

Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.