Yanında (Olmak ya da Olmamak)

Uyandı. Hemen cama yöneldi. Gece yattığında heryer sapsarı idi. Bu kez dışarıya baktığında her yeri kıpkırmızı görüyordu. Kar yağmıştı yine. Aynada eflatun gözlerine baktı. Yüzünü yıkamadığından, göz kenarlarındaki çapakları farketti. Musluğu açtı ve akan yeşil suyun altında yüzünü yıkadı. Dünden kalmış çayın morluğuna aldırmadan ocağın altını tekrar yakıp ekmek almak için evden çıktı. Sımsıkı giyinmedi. Sokağa çıktığında, yere eğilip bir avuç kar aldı eline. Bugün bir başka kırmızıydı kar. Attı karı elinden. Bakkala girip en mavisinden iki ekmek aldı. Bakkaldan çıktığında ipod’un sesini tekrar açtı. Kulaklığın diğerini de taktı kulağına. Nirvana söylüyordu; Mutlu Ol Yeter...

Bu satırları balkonda yazıyorum. Az önce aşşağıda bir araba durdu. İçinden bi kız indi gülerek. Arkasından el salladı arabanın. Sonra hemen yanından geçen kediyi sevdi eğilip. ‘Aaa bu kız aşık lan’’ dedim.

İhtiyacın olduğunda yanında olmayan insanları hayatından çıkartmalısın. Ama zaten ihtiyacın olduğunda yanında yoklarsa çoktan hayatından çıkmışlar demektir. Kediye tekme attım. Arabanın arkasından su döktüm.

Kar kırmızısı gözlerimle baktım gözlerinin içine. Kar biraz daha kırmızıydı abartmıyayım şimdi.

Pembe gökyüzüne bakıp, küfür etti. Hava bugün kapalı. Vapurla geçti karşıya bugün. Turuncu denizin üzerinde uçan kahverengi martılara mavi simidinden attı biraz. İşyerinde fotoğraf çekmeye başladı. Canı sıkıldı, bütün fotoğraflarda çok canlıydı renkler. Müzik açtı biraz. İbrahim Tatlıses söylüyordu; The Man Who Sold The World...

Bu satırları Kuledibi’nde yazıyorum. Az önce yan masama bir adam oturdu. Sigarasını çıkartıp yaktı, elleri titreyerek. Bir çay istedi, yok yok oralet olsun dedi arkasından. Sonra garsonun arkasından bağırdı; oralet iptal, kalkıyorum ben‘’ dedi. ‘’Aaa terkedilmiş lan bu herif’’ dedim.

İhtiyacı olduklarında seni tutunacak bir dal, yaslanacak bir duvar olarak gören insanlar, senin hiç bir zaman hiç kimseye ve hiç bir şeye ihtiyacın olmadığını düşünürler. Varlığın önemini yitirmiştir ve duvara ihtiyaç yoktur artık. Ben duvara mı konuşuyorum? O da duvar, o da duvar.

Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.