Yapay Felaket

Çarşamba, Kasım 23, 2011 Fatih Buğra Akbaş 1 yorum

Türkiye’de beş ay içerisinde, bir uçtan diğer uca iki tane büyük deprem oldu.Biri 5.9 Simav diğeri 7.2 Van.Simav depreminin ardından depremle ilgili 1999’dan bu yana Türkiye’nin kat ettiği yolu ele almıştım ve bugün yine biraz kızarak,biraz da utanarak yine ele alıyorum.Alıyorum ki deprem konusunda ne kadar ilerlediğimize bir göz atalım…

Birçok televizyon kanalında ve gazetelerde deprem konusu tartışılıyor ele alınıyor,medyanın bu kadar duyarlı olduğunu görmek güzel ancak reyting uğruna yaptıkları konuşmalar yok mu, işte onlar kullanıyor insanı. Hele can pazarının yaşandığı böyle bir durumda.’’Deprem Özel’’ temalı bir programın yapıldığı kanalda uzun bir süre depremin önceden bilinip bilinemeyeceği tartışıldı.Yakın tarihte iki tane deprem geçirmişsin,bırak Van’ı daha Simav’daki depremzedelerin yaralarını saramamışsın, depremi önceden tespit etmeyi planlıyorsun. Hem, depremi bir gün önceden tespit ettik diyelim, ölümleri engellemek dışında ne fark edecek? Bölge halkı yine rezil olacak. Ulusal kanalda tartışılması gereken en öncelikli konu insan ölümleri olmalı elbet fakat; teoriler üretmek yerine bu insan kayıplarının gerçek sebeplerini konuşmak gerekli. Depremi önceden tespit etme konusu, deprem olmadığı zaman konuşulsaydı, o kanalı duyarlılığından dolayı kutlardık.Dolayısıyla şu saatten sonra Van’da sen depremi önceden tespit etsen ne değişir, etmesen ne değişir.

Medeniyete ulaştığımızı iddia ettiğimiz günümüzde teknolojik araçlar sayesinde geleceğe şekil verilebiliyor.Uzun lafın kısası; artık işler deneme-yanılma yöntemiyle çözülmüyor.Bugün bize Van depremi gösterdi ki Türkiye, bırakın geleceğe önlem almayı, daha yaşadıklarından tecrübe çıkaramamış, çıkarmaya gayret göstermemiş.Şimdi bangır,bangır televizyonlarda izlediğimiz organizasyon eksikliği,herhangi bir afette halkın kaosa sürüklenmesini,Simav depreminden beş ay geçmesine rağmen halkın hala çadırlarda yaşayıp can vermelerini 1999’da da yaşamadık mı? Şimdi Türkiye’nin herhangi bir yerinde aynı şiddette deprem olsa, aynı sahneleri yine yaşayacağız.Bu depremin afet boyutuna ulaşmasını sağlayan da o beton yığınlarını projeye göre yapmayan ve o binayı adam akıllı denetlemeyen yapı denetimlerdir diyerek suçu onların üstüne yıkalım. Tamam,yaşadığımız binalar bu tür usulsüzlüklerden oluyor.Peki beşyüz öğrencisi olan bir ilköğretim okulunun moloz yiğınına dönüşmesi kimin suçu?Aslında bunun suçlusunu ararsanız bulamazsınız.Kimisi Takdiri ilahı diyor, kimisi politikaya bağlıyor,kimisi binayı suçluyor…

Milletimiz son zamanlarda Teröre ve depreme karşı çok duyarlı; televizyonlarda,gazetelerde,internette bu konular üzerine çözüm önerileri getiriliyor,herkes birlik olmaya çalışıyor.Bu güzel bir insanlık örneği fakat bu durum aynı futbol yorumculuğuna benziyor. X futbolcu şöyle vursaydı gol olurdu,böyle atlasaydı gol yemezdi gibi laf salatasından öteye geçmeyen sohbetler.Sen afete karşı hazırlıklı olmadıktan sonra istediğin kadar çare üret,sonun yine hezimettir.Felaketten önce duyarlı olmayıp, felaketten sonra gözünü yırtsan da kimseye faydası yok.Ne zaman toplum bu felaket bilincine kavuşur,herhangi bir felakette ekipler organize çalışır, herhangi bir afet anında halk ne yiyecek,nerede kalacak sorusunu toplum olarak organize edersek,depremi önceden tespit etmek yerine her an deprem olabilecekmiş gibi önlemler alabilirsek, işte o zaman birliğin,beraberliğin neler getirdiğini görebileceğiz.Felaketi önceden tespit etmek yerine,her an felakete hazır olabilmeyi,teknolojiyi değil,düşünceyi geliştirebilmeyi,politikayı değil,insanlığı geliştirmeyi hedeflemeliyiz. Hedefleyelim, hedefleyelim ki her afete,her insanlık ihmaline Takdiri ilahi demeyelim,ihmalleri faşizme,siyasal İslam’a bağdaştırmayalım,paranın insandan daha fazla değerli olduğu bu ülkede, insanlığın paradan ve siyasetten daha değerli olduğunu gösterelim…

Fatih Buğra Akbaş

Yorumlar (1)

Anindayorum.com (hih_webci)

1 Aralık 2011 23:58

amerikada da termik santraller tarafından yer sallanabiliyor ve sanal deprem yapılabılınıyor bence burdada santraller etkisiyle olma ihtimali var...

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.