MAKSAT EV KOKMASIN


Bırakacağım yeminle bırakacağım şu illeti. Dumanı bütün eve doluyor, her yer leş gibi oluyor. Benim burnum almıyor onu ama sonra annem ziyarete gelince vıdı vıdı edecek biliyorum. ‘Sigara mı içiyorsun, arkadaşın mı içiyor, biz seni İstanbullara gönderip yanlış yaptık. O kuduruk ablan gibi sende kaçtın gittin oralara.’ Sonra da ahlar vahlar başlayacak. E ben de dedim bundan sonra içmeyeyim şu mereti. Faydası hem bana, hem ruh sağlığıma. Ama yok! Yok işte! Olmuyor da olmuyor. Gene elime yapıştı kaldı bu lanet olası. Eve giriyorum, bütün gün darlıyorum kendimi ‘dur, ne gerek var, içme işte, git kendine bir bira aç geçer’ ama yine gecenin bir vakti dayanamayıp yakıyorum bir tane. Ama kendime de yediremiyorum ya, liseli gibi gizli gizli takılıyorum. Salonda cam kenarında, soğuğu yağmuru yiye yiye, tam bir enayi gibi camın kenarına sinmiş tüttürüyorum. Arada bir de perdenin kenarından dışarıyı izliyorum. Bu asiliğimi, liseliliğimi gören, bu rezil duruma şahit olan biri var mı diye de çaktırmadan yokluyorum.
İşte o gece de aynı bunlar gibi sıradan bir geceydi. Deli gibi sigara çekti canım. Çekmeceye saklamıştım paketi, oradan çıkardım, cam kenarında yaktım içiyorum. Dışarıda ama nasıl bir yağmur, öyle böyle değil!  Minik minik de sigarama damlıyor camın kıyısından, ama sorun değil, ciğerlere çeke çeke içiyorum. Bir anda camın önünde acı bir fren sesi duydum. Arabanın biri. Tam bizim kapının önünde durdu. Bizim sokakta da hiç öyle alkollü geleni, bağıranı çağıranı yoktur. Korna çalmazlar sokakta o derece. Nezih sayılır kendi çapında. Bu asi tavırlı beyaz arabanın bizim mahalleye ait olmadığı belliydi.  Ben izlerken bir anda arabanın içinden bir adam çıktı, kapısını bile kapamadan yanındaki koltuğun kapısına doğru yürüdü, kapıyı sertçe açtı, öndeki kadını çekerek dışarı çıkardı. Bir anda kilitlenip kaldım, diğer camlara bakındım, kimse yoktu ve tek izleyen bendim. Elimde sigaramla hayatımın en ilginç olayına şahit oluyordum.
 Adam kadını arabanın kapısının önünde biraz tartakladı ardından gelişine tokadı patlattı. Kadın tokadın patlamasıyla bir anda görüş hizamdan çıktı. Kadının tarafını göremiyordum camdan. Yere yapışmıştı belli ki. Adam sinirle elini kolunu sallaya sallaya arabaya geri bindi, kapısını güm diye kapayıp, bastı gaza gitti. Bir anda yeniden sessizlik. Sokağımızın cızırdayan lambasının altında kadının biri yerde yatıyordu. Karanlıktan ve yağmurdan nasıl bir tip olduğu bile tam seçilmiyordu. Ne yapacağımı şaşırdım.  Bir an camdan salona doğru bir adım attım, ardından cama geri dönüp tekrar baktım ve evet kadın hala yerdeydi ve bunu tek gören bendim.
Ne duruyordum ki? Hemen montumu alıp aşağı indim. Yerde arkası dönük, karşımdaydı. Yanına yaklaştım ‘Bayan? İyi misiniz?’ dedim, kolumla kadına destek olmaya çalışırken bana döndü. Bir anda gözlerim fal taşı gibi açıldı, ağzımdan kelime çıkmadı. Karşımda dayak yiyen sokağa bırakılan kadın benim ablamdı. Kaşlarım çatıldı, şok içerisindeydim. Fritöze atılacak patates gibiydim, musluğun altında merakla beklerken, bir anda kızgın yağa atılmıştım.
‘Abla? Nasıl ya?’ dedim. Ağlamaya başladı.
 ‘Tamam, dur hiçbir şey söyleme gel eve girelim’ dedim.
 Eve girdik, ablamı salondaki koltuğa oturttum ve bir havlu getirdim. Her şey çok manasız geliyordu, ablamın kimseye bir zararı olamazdı, çok görüşmesek de evli ve mutlu olduğunu biliyordum.
‘Anlatır mısın şunu bana’ dedim.
 ‘Her şeyi gördüm camdan, sakın eksilteyim deme!’
Ablam durdu, getirdiğim suyu içti.
‘Arabadaki Mesut’du’ dedi.
 Dediklerini duyunca aklım yürüdü bir an. ‘Mesut mu? Enişte Mesut, kocan Mesut, aşkiton Mesut!’
 ‘Evet’ dedi .
‘Artık aramız öyle değil, bu çocuk mevzusu bizi bitirdi, olmuyor olmuyor işte bir türlü. Ama anlatamıyorum ona, ‘’Mesut zaman var daha’’ diyorum dinletemiyorum, konusu açılınca bile deliriyor. Bugün doktora gittik çıkışında kavga ettik, arabada da ‘‘Kardeşinde kalırsın’’ dedi. İnmek istemedim ama dinletemedim. Gerisini görmüşsün zaten’.
Hiçbir şey diyemedim. Daha önce pek çok şey beni şaşırtmış ya da sinirlendirmişti ama bunun liste başı olacağı aşikârdı. Peki, bu nasıl cibilliyetsiz, nasıl haddini bilmez, nasıl denyo bir adamdı ve en önemlisi bu nasıl bir puştun evladıydı da benim ablamı bu hale sokup, bir de kedi köpek gibi sokağa atmıştı!
Sinirlenmiştim. Bu çapsız durum bende çeşitli kontakların atmasına sebep olmuştu. Bir anda ayağa fırladım. Önce alçak volümlerle ‘Nasıl olur ya? Bu çok saçma’ şeklindeki sorgulayan tavrım, biraz sonra küfrederek salonda volta atmaya dönüşecekti. Elimi kolumu sallayıp, sinirle bir oturup bir kalkıyordum. Bu gergin durum sonrasında tehditkâr konuşmalara da yer vermiştim elbette. ‘Dava falan açalım! Mahvedelim adamı! Bitirelim! En azından gidip suratını falan dağıtalım? Benim kapıcı Salih abi var, bakkal amca var. Beni çok severler, mahalleden toplasın getirsinler. Salih abi, beni kırmaz, abim gibidir, bak görürsün ben yarın ilk iş söylerim ona! Vallahi mahallenin delikanlıları bir anda toplaşırlar. Sen hiç merak etme ablam! İşe bak ya, bir de haberlerde falan izleyip ‘memlekete bak ne ayılar var’ diyoruz. Elin gerzek, ezik mesuduna bakın hele! Davarın önde gidenine kızımızı vermişiz! Adam kapımıza gelecek mıy mıy mıy konuşup kızımızı alacak sonra da dövüp kapıya geri bırakacak. Yok ya! Siz bu kızı sahipsiz mi sandınız lan!’
 Sinir stresim hat safhadaydı, git gide kontrolü kaçan bir erkek Fatma’ya dönüşüyordum. Kontrol edilemez bir şekilde bağırıp çağırıyor, adeta aklımı yitiriyordum, ablam ise karşımda sakin sakin oturuyordu, hatta ağlamayı bile kesmişti. Bir an onu öyle sakin görünce;
‘Eee ne yapacaksın peki şu an?’  İstersen önce bir duş falan al, bir gerginliğin gitsin!’ dedim. ‘Yok gergin falan değilim tamam, geçti geçti tamam’ dedi.
Nasıl yani diyemedim fakat der gibi baktım.
’Tatlım tamam bak, asıl sen bir sakinleş tamam mı? Özür dilerim, akşam akşam sinirlerin oynadı boş yere. Ben şimdi bir taksi çağırıp eve gideyim, yarın konuşuruz olur mu? Bir başına bırakmayayım adamı?’
Kilitlenmiştim. Bu mantık benim mavi saçlı kafama fazla gelmişti. Almamıştı beynim. Aklım yürümüştü. Kendimden düşüneyim dedim bulamadım. En son 4. Sınıfta bir çocuk pamuk şekerimi elimden almıştı. Çimlere yatırıp bir güzel dövmüştüm. Bana karşı böyle bir şey yapılsa, maalesef en azından adamı topuğundan vurmam gerekiyordu. Kafam hiçbir şey almıyordu, ablama saf saf bakıyordum.
 ‘Abla sen ne diyorsun allah aşkına?’ dedim
‘Lütfen, bir sorun yok. Olur böyle şeyler karı koca arasında. Biz halledeceğiz, o da böyle olsun istemedi biliyorum, eve gidip konuşacağım. Lütfen ısrar etme, ben çıkıyorum. Varınca ararım seni, hadi yat uyu sen de artık.’dedi ve çıktı.
Salonun ortasında kalakalmıştım. Sokak ortasında dayak yemiş olan ablam, evde sanki kahve içmeye gelmiş de benle dertleşip gitmiş gibi davranmıştı. Sanki bir nevi Seda Sayan’dım ve konuğum kocasından dayak yiyen bir kadındı. Bense Seda Sayan’lığı becerememiş kadına bağırıp çağırmıştım. Sonunda konuğum da dayanamamış ve stüdyoyu terk etmişti. Ablam sadece bunun kibar versiyonuydu, çaktırmak istememişti.
Ne düşüneceğimi bilemedim. Galiba sadece telefon bekleyecektim çünkü bariz bir şekilde aralarına giremiyordum. Ablam net bir sınır çekmişti ve bu çok belliydi. Annem haklıymış, kuduruk ablam gitmiş davarın biriyle evlenmiş demek. Kurda kuzu emanet etmişiz, o da gütmüş gütmüş kıvamına getirmiş. Şimdi de basıyor tokadı, veriyor siniri. Boşanırlar mı acaba? Boşansın tabi boşansın! Yok, çocuk olmuyormuş da bilmem ne! Başlarım babanın şarap çanağından!! Bak gene sinirlendim artık dayanamayacağım, bir sigara yakacağım. Nerde benim paketim? Yakıyorum işte içiyorum, ev de kokarsa koksun!


Daha fazla süperlik için;http://sorbeniustana.blogspot.com/

Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.