Kehanetler II


Geçen hafta Sümerler’in göktaşı kehanetinden bahsetmiştik. Tabi kehanetlerden başlamışken diğerlerini ele almamak olmazdı.

Gamma ışını patlaması, kara delik saldırısı, güneş patlaması,  manyetik alanın bozulması, volkanik hareketlilik, salgın hastalıklar, küresel ısınma, ekosistemin çökmesi, biyokimyasal felaket, toksinler, akıl sağlığının bozulması ve nükleer savaş….

Geçtiğimiz yüzyıl içerisinde insanlar geçmişe oranla daha fazla global faciaların eşiğinde… Bu globalleşme ve teknolojik gelişmeler, toplumsal ve bireysel yaşamı daha iyiye mi götürüyor yoksa daha berbat bir hal mi alıyor bilinmez ama yukarıda saydığımız kehanetlerden en olası teori savaştır. Doğa hiçbir zaman insanları yok olma safhasına getirmemiştir. Birbirine güvensiz devletler kendi zenginliklerini ve varlıklarını korumak ya da artırmak için silah stoklarını çoğaltıp daha da yok edici olan yenilerini üretirler. İnsanın en büyük düşmanı doğa değil, yine insandır.

Gezegenin yenilenemez kaynaklarını çılgınca yok etmek de 21. yüzyılın en belirgin hastalığı. Bunun temel nedenlerinden biri, sürekli tüketime, yok etmeye odaklandırılmış toplum psikolojisidir. Buna bağlı olarak bilim ve teknolojinin ortaya çıkardığı yarış, tehlikeli bir hal alıp silahlanma yarışına dönüştü. Amerika ile SSCB arasındaki düşmanlık 2. dünya savaşının ardından insanlığa en çok zarar veren silahlanma yarışına neden oldu. İki devletteki nükleer silahlar, dünyadaki tüm insanları yok edebilecek kadar fazlaydı. Bunun devamında diğer ülkeler de bu iki süper gücü takip edip nükleer stoklanma başlattılar. Kısa zamanda İngiltere, Fransa ve Çin nükleer silah yapılanmasını oluşturdular. Arjantin, Brezilya, Hindistan, İsrail, Kuzey Kore ve Pakistan’da nükleer silahların bir kısmına sahip oldu. Bunun yanı sıra İşviçre ve İsveç gibi barışçıl ve tarafsız ülkeler de silah satışı işine girişti.

En son, 1994 yılında The Economist dergisi dünyadaki askeri harcamaları miktarını 767 milyar dolar olarak belirtmişti.

767 milyar dolar…


Bu gücün geçmişten alınan düşmancı geleneklerle birleşmesi daha korkunç bir hal almıştır. Bu en belirgin miras oligarşidir. Belirli insanlar refah, huzur ve zenginlik içerisinde hayatına devam ederken, büyük bir çoğunluk yoksulluktan kırılmaktadır.   

Gelecek, kralcı yönetimlerin veya rant ve paraya kurulu şirketlerin elinde olmayabilir. Gelecek, daha yaşamsal hale getirilebilir.

Ya da böyle de devam edebilir.

Bir şeyler yapsak da yapmasak da sorumluluk yine bizlerdedir.

Yeni yılınız kutlu olsun.



Fatih Buğra Akbaş

Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.