BÜYÜMEK ZOR ZANAAT

şimdiki çocukarın gözlerinde mutluluk eksik üstadım sende farkındasın benim gibi değilmi ihtiyarlar gibi hayıflanıyorum şimdi bende nerde bizim çocukluğumuz ..Gülme üstadım gülme hiç gülme bende böyle klişe cünmleleri hiç kuramayacağımı düşünürdüm küçücük bir çocukken ama şimdilerde bakıyorumda kendime şanslıymışız diyorum.En azından oyunlarımızı bilgisayarlarda oynayan asosyal bir nesil değildik biz bizim çocukluğumuzda mahalleler vardı ve o mahallelerde herkes birbirini tanırdı.Sıcacık gülümsemeler vardı ırk yoktu din yoktu kardeşçe oynanan oyunlar vardı. Sonra bizim bakkal amcalarımız vardı canımızın çekip paramamızın yetmediği yerde gözlerimizdeki mutluluğu görebilmek için paranın üstünü sonra getirirsin diyebilen.Belki öyle janjanlı paketlerde yiyecekler satmazdı bu şişman gözlüklü yaşlı bakkal amca ama leblebi tozlarımız vardı bizim boğulurcasına ağzımıza doldurduğumuz ve sonra konuşmayı denediğimiz yılmadan usuanmadan.Leblebi tozundan öğrenmiştik biz deneme yanılmaların sonuçlarını .Sonra komşularımız vardı kapılarını çaldığımızda karnımızı doyuran bayramda elimizi ve cebimizi boş bırakmayan.Uyduruk isimleride olsa birsürü oyunumuz vardı ortada sıçan yerden yüksek istop ve adını sayamadığım daha niceleri.Tabi birde doktorculuk oynardık bunuda atlamak olmaz tabiki bilen bilir tabi üstadım.Bu oyunlarda yıprattığımız ayakkabılarımız patlatığımız toplarımız vardı hele birde mahalle kavgalarımız vardı hep dillerimizde kalan tadından kavga bile edemediğimiz.Annelerimiz yüzlerce kez hadi gel artık geç oldu diye bağırırdı camdan bizde buna inatla daha bir şevkle oynardık hava kararırken saklanbacı.Heralde burdan öğrendik başkaldırmayı asi olamayı. Bizim facebook umuz twitter ımız yoktu herşeyi çok bilen google amcayıda bu kadar yakından tanımıyorduk tabikide ama bizim saman sarısı mis kokulu kitaplarımız vardı hele birde ansiklopedilerimiz vardı sorma gitsin.Unutmadan birde cin alimiz vardı okumayı onunla öğrendiğimiz çöptendi falan ama kendisi bizim gibi topaç oynardı sokaklarda samimiydi bizenbiriydi sonuçta atlara falan bakmayı çok severdi.O da rahmetli oldu şimdilerde. belki son model telefonlarımız yoktu ama babamızın getirdiği çikolata ile ile mutlu olabilen çocuk kalbimiz vardı bizim kocaman tertemiz.Şimdi diyorsun ki içinden teknolojiyemi kızıyorsun ama sende kullanıyorsun sonra gülüyorsun bana alay ederek değil mi? Gülme öyle herşeye.Bak aslında teknolojiyede değil kızgınlığım insanları bu kadar yalnızlaştırmasına.Evet evet haklısın bende bu satırları ulaştırıken yine teknolojinin nimetlerinden yararlanıyorum farkında değilmiyim sanıyorsun ama neyi özlüyorum biliyormusun sokaklarda topuyla camları kıran dizleri parçalanmış kendisi küçük yüreği kocaman kahramanları özledim.yaşlanıyorum sanırım…

Yorumlar (2)

Atakan Kandemir

25 Mart 2012 00:49

yaşlanmaktan değil de daha çok hızlı değişimden bu...90'larla 80'ler arasındaki fark ile, 2000'lerle 90'lar arası fark aynı değil.


ne oynayacak alan bıraktılar, ne bir boş arazi.. haliyle oyunlarda unutuldu unutuluyor, atarim vardı benim, geç alınsa da aterim oldu ama ateri oynamaktan dışarı çıkamadığım günlerim hiç olmadı.

poene

26 Mart 2012 00:00

bu değişimlerle dünyayı eskittikleri gibi hayallerimizide eskittiler

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.