SÖRVAYVIL BAŞLASIN!


Evet, biliyorsun 2012’deyiz ve mayalar geldiğinde ‘mass destruction’ başlayacak.  Peki yer yarılıp, gök içine büküldüğünde, sular evimizi barkımızı dağıttığında sen nerde olacaksın?
Hiç ciddiye almadın dimi bu güne kadar ‘brak yea’ dedin, sırıttın.Ciğerinizi biliyorum olum. Filmine gidip etkilenip tırstınız, ama üç gün konuşup unuttunuz işte.  Ne adamsınız lan. Ama sıkıntı yok. Hayranlarımı açıkta bırakacak değilim.  Kıyamet koptuğunda beşiktaştan servis kaldırıyorum. Bak şimdiden söylüyorum sonra ben bilmedim yok. Anadoluda oturanlar bi şekil yapıp karşıya geçiceksiniz artık. Toplayabildiğimi toplarım, ordan ver elini Kanada. Sor ki neden, orda muhtemelen uzaya kaçma aletleri veya okyanusun içinde yaşama gemileri kurulmuştur, sığınaklar bekliyodur.

Hem öngörülerime göre bence bir kıyamet senaryosu, zombisiz olabilemez. Hiç mantıksız gibi bakma şimdi; dünyanın dört bir yerinde kuduz insan yok mu? var! E, elin mayası gelmiş, vıj vıj dolaşıyo ortalıkta kim tutucak kuduz adamı? Kuduz fırlıycak sokağa, önüne geleni ısırıcak; al sana ‘zombiland’, al sana ‘dawn of the dead’, al sana ‘resident evil’. Herkes ciyak ciyak bağırırken bizim planımız hazır olacak! Bir şekilde kendimizi kanadaya attık attık. Ordan da hop survival gemisine, cruise kafası işte, bizden kralı yok. 

Ayrıca ‘bizi almazlar lan’ deyip planımı baltalamaya çalışanlar olacak. Onlara buradan ‘nah almazlar’ diyorum. Kanadalıyı araştırdık heralde, bizde yarım plan olmaz arkadaş, öğrenin bunu artık. Kanadalı dosttur, insandır. Merhamet timsalidir. Yere düşeni kaldırır, eve götürür besler. Borç verir geri istemez; duygulu, içli adamdır. O yüzden Kanadalı karşısında en büyük silahımız, selpakçı çocuk edebiyatıdır. Bak hep çalıştığımız konular; Sağa eğik burulmuş surat, sümük akışmış burun ve hüzünlü göz. Olmadı, beceremedim dersen; en bildiğin yerden gireriz kanks, küçük emrah şekli yaparız. Ekmeklerimizi çıkarır birbirimize yedirir, ağlarız. Arka fonda ufaktan melodi yükselecek ‘ahk anam anam…’ bunları yolda çalışırız hep. Bak gene memleketin bir potansiyelini fırsata dönüştürdük işte. Sana ışın kılıcıyla gir demiyoruz, iki suratını ekşiticen, mis. Biz o geminin kapısına gidelim de hele, bi şekil yapar gireriz elbet. 

Aslında direk sığınak yapmak da mantıklı, cerit önerdi bunu da, bi zaman idare etmek için en azından.  Ama nasıl olucak?
Yer altı sonuçta. Yer küreye güvenebilecek miyiz? Sismikle ölçmek lazım onu.
Tamam, yanımıza alınıcaklar; 1)sismik, 2) fener, 3)ekmek
Ama kazı yapıcaz sonuçta onu metalle kapamak lazım 4) metal.
Yemek olarak ekmek dedik. Ekmek yemezsek doymayız biliyosun. Ha bide konserve her şey. Tabi canımız pringles filan da çekebilir, ama dur daha patlamış Migrosa filan girip her şeyi beleşe alıcaz zaten. Girer girmez market arabalarıyla girişiriz Migrosa, ikişer kişi reyon reyon bölüşürüz. Yoğurt falan lazım, bira, sigara falan. 3M Migrosa çekerim zaten, orda yedek lastik bile vardır.

Cerit bunun deneyini görmüş, discovery’deymiş sanırım, adamlar orda survayving kasıyolar, timsah falan yakalayıp yemişler. Biz de yaparız yani nedir ki. Ben de geçen bu NTV’deki böcek yiyip, çişini içen adamı gördüm; bataklıktan çıkmayı öğretti, gayet de kolaymış. Kimseyi bataklıkta komam yani. Bak, tıkır tıkır çözülüyo problemler.

 En sıkıntılısı su kaynaklarıymış galiba, o deneydeki heriflerin su kaynağı kirlenmiş ama bi alet yapıp su aramışlar. Gerçi bu bizim başımıza gelse sıçtık, koşarız paso mal gibi ‘su nerdeeeğğ’. Ama yine sıkıntı yok çünkü Migrostan aldığımız suyu adam gibi kullanıcaz demek ki, öyle kafaya dikmek, su savaşı yapmak yok. Bu arada su savaşı yapmayalı binyıllar olmuş gibi geldi şuan. Kararımı değiştirdim, hemen orda yaparız su savaşımızı, çünkü zaten kıyamet kopmuş amık, içimizde kalmasın. Hem su berekettir, kısmettir zaten.

Vay canına ufak ufak yerine oturuyor her şey. Tüfek falan da lazım bu arada, avlanmamız gerekecek, gerekirse adam vurup yiycez yani. Ama ‘bıçak şarjör istemez’ diye de bi laf var sonuçta. Aslında öyle bi laf yok, az önce ben uydurdum. Nasıl ama? Bence tutar bu laf, şansı var. O ortamın hiti olur bak, ben diyim. Birinizin üstüne elbet bi zombi gelicek. Silahına davrandın tetiği çektin, cık, mermi kalmamış. zombi geliyo yamul yumul, bi de gördü mermi yok sende iyice keyiflendi pezevenk. sen çak çuk basıyosun tetiğe, nafile. Ben tam senin gözlerin belerdiği anda kenardan çıkıp beyninden bıçaklıyorum zombiyi. Zombi yerde, serilmiş, 2.80 yatıyo, fış fış kanlar her yerde falan.  Bıçağın kanını pantolonuma silerken, ufak bir gülümsemenin ardından ‘bıçak şarjör istemez kanks’ diycem. ‘Görmemiş gibi harcamayın lan mermileri, half life değil bura’ diycem. Gaza gelip bağırabilirim biraz, o kadar olucak artık.


Daha fazla süperlik için; http://sorbeniustana.blogspot.com

Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.