Onlar mülteciler biz ne kadar Ensar'ız?!

Suriye'de ölümden, tepelerine kendi devletleri tarafından yağdırılan bombalardan hatta açlıktan kaçan Suriyeli kardeşlerimiz onlar... Suriyeli mülteciler diye andığımız hayatları 1,5 yıldır yarım kalmış, ailelerinden, akrabalarından kayıplar verip Türkiye'ye sığınmış insanlar.

Zamanında Mekke'den Medine'ye göçmek zorunda kalan sahabileri ve Peygamberimizi ne çabuk unuttuk. Tarih deyip mi geçtik. Nereye baksanız şu sıra Suriyeli mülteci haberlerinin altında birkaç tane aklı başında yorum dışında hep dışlayıcı, suçlayıcı yorumlar görüyorsunuz.

Misal bir tanesi;


 Ensarın zirvelerinden, Medine'neye hicret eden Peygamber Efendimiz (sas)'i evinde misafir etme şerefine nail olmuş bir sahabe Hz. Ebu Eyüp El Ensari (Halid bin Zeyd) şurda ismini verdiği Eyüp'te bulunurken İstanbul'dan ya da Türkiye'mizin illerinden yukarıdaki yorumlar ve benzerlerini yazanların çıkması içimi daraltıyor, vicdanımı sızlatıyor, canımı sıkıyor gerçekten.

Adamlar keyfinden mi yürüye yürüye, çoluk çocuk, yaşlısı, hanımını alıp o bölgenin 40 derece sıcağında evini, memleketini, ana dilini kullandığı ana vatanını bırakıp buralara göçsün. Nasıl bir düşünce tarzı, kafa yapısıdır bu insanları fırsatçı, uyanık, fesatçı, bela görüp de misafir, muhacir, muhtaç olduklarını göremeyenlerin kafa yapıları... Gördükçe nasıl bir toplum yetiştirdi, ayrı bir fanusta mı yetişti bu insanlar inanamıyorum.

Türkiye olarak bir mozaiğiz gerçekten. Her çevreden insanın içinde bulunup, her görüşten yakın arkadaşlarımız oluyor hayatımız boyunca. Ama bu mültecileri hor görenler değil Türkiye'den olduğuna, bu gezegenden olduklarına dahi inanamıyorum.


Elin Hristiyan Angelinası gelip vicdan yaparken şu insanlara, bizim içimizdeki Suriye araplarının düşmanları hangi dinden hangi mezhepten acaba?

Mekke'deki işkence, zulüm, ölüm tehdidi ve ambargolardan, kılıçlardan korunmak için Habeşistan'a hicret eden ilk Müslüman mülteciler olan Peygamberimizin arkadaşları, yoldaşlarını baş tacı yapan, onlar benim misafirlerim ve bana emanet deyip Mekke'den gelen müşriklere teslim etmeyen Hristiyan Habeşistan Kralı kadar olamayacak mıyız? Bu örnekte amacım farklı bir hak din mensubunun Müslümana uzattığı dalı Müslümanın Müslümana uzatmaması, yardımı bir külfet, hatta bir yanlış görmesini vurgulamaktı.


Din kardeşlerimiz, komşumuz, her türlü yardım boynumuza borç olan muhacir hicret etmiş Suriyeli ailelere ensarlık yapmayı kötüleyen, mültecilerle ilgili olumsuz, karalayıcı haberler yayınlayan medya organlarına kulak asmayın ben asmıyorum!


Bu insanlar yüzünden doğal gaza  elektriğe, benzine, sigaraya, içkiye zam geldiğini iddia edenler, asgari ücretle çalışan ve bu faturaları da ödeyen biri olarak eğer devletim benden bu insanlar için kaç kuruş almışsa helal olsun, bin kere helal olsun!..


Vicdanında et bile taşımayan, taş kalpli ne kadar insan varsa bir daha düşünsün de hatalarını anlasınlar diye yazıyorum bu yazıyı.


Allah cümlemizin sıkıntılarını dindirsin. 1,5 yıldır savaşın içinde tepelerine bomba yağdırılan, hayatları durmuş, yarım kalmış, yazın sıcak çadırda pişen, doğunun kışını yardımsız çıkaramayacak mübarek misafirlerimiz Suriyeli mültecilerin yardımcısı olsun.

* "Zulme uğradıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri and olsun ki,  dünyada güzel bir yerde yerleştiririz. Ahiret ecri ise daha büyüktür." (en-Nahl Suresi, 41)

Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.