Fazıl ile Hayyam değil, milyarlar yargılanıyor!



Duygularım hissizleşmeye başladı gazete manşetlerini görünce.

Piyanist ve besteci Fazıl Say 10 ay hapis cezası aldı. Ceza ertelendi. Peki Yurt dışında, içinde Ülkemizi göğsümüzü kabartarak temsil eden Fazıl SAY neden hapis cezası aldı ?

Sebebi nedir ?

Kimi vurdu ?
Kime tecavüz etti ?
Hangi faile meçhule karıştı ?
Devlete, millete ihanet mi etti ?
Resmi kanallar ile toplumun beynini mi yıkadı ?
Hırsızlık mı yaptı ?
İhalelere fesat mı karıştırdı ?
Yoksa on binlerce insanın katiline resmi kanallar ile övgüler yağdırıp, anayasayı çiğneyip suç mu işledi ?
Yargıya müdahale mi etti ?


Hayır sayın okuyucular. Bunların hiçbirini yapmadı. Fikir ve ifade özgürlüğünü kullanarak bir kaç satır yazdı sadece.



1048 tarihinde doğan şair, filozof, astronom ve matematikçi. İsmi hepimizin en az bir kere duyduğumuz, rubailerine rastladığımız Ömer HAYYAM. Fazıl Say'ın twitter üzerinden yayınladığı bir dörtlük üzerine '' Benim rahatsız olduğum bir kitaba, başkasının ihtiyacı olamaz '' diyen E.B isimli bir şahıs, dini değerlerimize zarar veriyor, hakaret ediyor dediği Fazıl Say'ı yargı yolu ile şikayet etmiş ve bunun sonuncunda 10 ay hapis cezası yargı tarafından onanmıştır. Şiir'in içeriğini bir kez daha paylaşmak istiyorum. Sonra asıl konumuza geri döneceğiz.

'Irmaklarından şaraplar akacak' diyorsun

Cennet-i alâ meyhane midir?
'Her mümin'e iki huri' diyorsun
Cennet-i alâ kerhane midir?

Bugün bir devir daha sona erdi. Bugün hepimiz yargılandık ve ceza aldık. Niçin mi ?

'' Çünkü herhangi bir şeyi, herhangi bir şekilde özgürce ifade ettik '' 

Bugün bir kez daha devekuşu olduğumuzu tüm dünyaya gösterdik. Bir kez daha güdülen çok büyük bir sürü olduğumuzu resmi olarak ilan ettik.

Bu zincir hepimize vuruldu ve yine her zaman ki gibi sessiz kalmayı başardık. Belki de sıra bizde !

Fikir ve ifade özgürlüğünü bugün bir kez daha katlettiler.

Ve sayın Başbakan bu konuyla ilgili soruya '' Onlarla bizi meşgul etmeyin '' yanıtını verdi.

Bugün bir kez daha kaybettik.

Geldiğimiz ve içine gömülmeye devam ettiğimiz yolculuğun bir kez daha ne tehlikeler barındırdığına şahit olduk.

Yazımın sonunda Mustafa Kemal ATATÜRK'e ve 
Charles Bradlaugh'a ait olan bir iki şey paylaşmak istiyorum.

Yargının yüksek müsahadesi ile !


Konuşma özgürlüğü olmadan gerçeği aramak mümkün olamaz... gerçeği keşfetmek işe yaramaz. Konuşma özgürlüğünün binlerce kez kötüye kullanılması inkar edilmesinden daha iyidir. Kötüye kullanım bir günde ölür, ama inkar

edilmesi hayatları yok eder, ve ırkımızın umutlarını gömer.

 Charles Bradlaugh

Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

 Mustafa Kemal Atatürk

Ve son olarak..

Bir kez daha hep beraber haykırdık.

Ne diye mi ?

''Yıkılsın özgürlükler, vurulsun zincirler '' .

Helal olsun sizlere, helal olsun bizlere..

Arif Durgut

Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.