Yalan söyleyen tarih mi tarihçi mi utansın?



Tarih objektif mi yoksa subjektif değerler üzerine mi kurulmalıdır önce bunu anlatmalıyız insanlar da tarih bilinci aileden yani ilk doğduğu günden itibaren başlar zaten aile tarihten gelen birikimle kişiliklerini geliştirmiş vede çocuğuna bu bilinci vermeyi  amaçlamıştır daha sonra çocuk daha farklı ortamlara girer daha farklı kişileri dolayısıyla onların tarihten gelen özelliklerini öğrenir iyi veya kötü diye ayrım yapmaya çalışır işte önemli kırılma noktalarından biri budur çocuk burada objektif bir değerlendirme mi yoksa ailesine daha yakın olan subjektif değerlendirme yoluna mı gidicek bence subjektif davranacak öylede olmalıdır bir anda yaşadığı çevreyi yok sayamaz daha sonra bu çocuk okula başlayacak vede ona tarih konusunda öğretmeni bilgiler verecek ikinci kırılma noktasıda burası öğretmeni objektif mi davranacak yoksa subjektif mi bence subjektif davaranacak çünkü o öğretmen hangi tarih bilinciyle yetiştiyse yetiştirdiği çocuklarada o tarih bilincini verecektir ve çocukda artık nereye kayacağını bilemez hale gelecektir bunu şu misal ile izah edeyim.

 --Düşünelim çocuk evde babasından şunları duyuyor Kanuni Sultan Süleyman Osmanlının topraklarını en geniş sınırlarına ulaştıran kahraman ecdadlarımızdan dır Sonra okulda Kanuni Osmanlı imparatorluğunun çöküşünü hazırladı çünkü Hürreme okadar aşıktıki aşkı devlet işlerine karıştırıp yanlış kararlar verdi Osmanlıyı çöküşe götüren adımı atmış oldu---

Sizce bu çocuğa ne olur yada daha sonra ne oldu tarih bilinci objektif bir şekilde mi gelişti yoksa subjektif bir şekilde mi bu çocuk türk tarihi veyahud da herhangi bir ülkenin tarihini yanlış mı öğrendi yoksa yanlımı elbette tamamen yanlış öğrenmedi şöyle öğrendi Çanakkaleyi şanlı bişr zafer olarak öğrendi (bunun doğruluğu tartışılmaz)ama aslında çoğu savaşta yenildiğimizi İngilizlerin bu saldırıyı önemsemediğini  hiç mi hiç anlatılmadı çocuk nasıl karar versin bunun iyi mi kötümü olduğuna. Çocuğa bir şeyin ya iyi yönü yada kötü yönü anlatılmış hep subjektif değerler üzerine kurulmuş çocuğun tarih algısı çocuk ne yapsın oda subjektif bir şekilde tarihe inanmış .İşte burda anlıyoruz ki tarih objektif olmasına rağmen insanlara geçtikçe subjektifleşen bir değer olmuş bu taki ölene kader böyle sürer gider.

Asıl konu ise üniversitenin insanlara kattığı eğitim objektife daha mı yakındır yoksa oda aynı subjektiflik çizgisinde pek ziyade devam mı etmektedir.

Tarih bilimi tek başıma düşünülemez tarihin içinde felsefe psikoloji sosyoloji gibi bilimlerde vardır vede bunlardan bağımsız düşünülemez bu eğitimlerin karma bir şekilde alınmasıda pekâla üniversite ortamında mümkündür imkan hoca vs...

Ammavelâkin üniversitede de eğitim subjektiflikden tam olarak sıyrılamaz zaten amacımızda bu değil amacımız doğru bilgiye ulaşmak ister subjektif ister objektif olsun üniversite ortamında tarih öğrenen insanın avantajları şunlardır:

İşinin ehli hocalardan tarihi öğrenmek ,Çoğu arşiv ve belgelere kolaylıkla ulaşabilmek,geniş kütüphanelerle rahatça kitapları bulabilmek vede okuyabilmek,vede okulun sonunda tarihçi ünvanını kazanmak.Ancak burda unuttuğumuz birşey var bizim öğretmenlerimizde burdan mezun değilmi ozaman onların doğruyu bilmeleri vede bize aktarmları lazımdı neden aktarmıyorlar ozaman işte olay gurda çözülüyor üniversitede verilen eğitimde tam bir temel üzerine oturmuş değil  hala daha iyi vede kötüyü aynı çerçevede resmetmeyi öğrenmiş değiller.
Pekâla ozaman tarihçi olmak için üniversiteye gitmeyelim kendi imkanlarımızla kitaplar okuyalım belgeler araştıralım arşivler karıştıralım evet bunlar mümkün hatta örnekleride mevcut bunları ileride pek ziyâdesiyle anlatıcağım bunun dezavantajlarından biride tarihi hep başklarının gözüyle yorumlarsınız sizin için tarih okuduğunuz kitaplar boyutunda kalır hiç ilerlemez işte buda tarih fakültesi okumamanın zor yanı bunun en güzel yani özgürsünüzdür devletin size dayattığı tarih bilincini üniversitelerden almak zorunda değilsinizdir istediğinz kitabı yazarı okur tarihi istediğiniz şekilde yorumlayabilirisiniz ama üniversitede öyle değil sınavı geçebilmek için hocanın size dikte ettiği konuları vede cevapları vermek ezberlemek zorundasınızdır müfredatlı tarih bilincini beyninize yerleştirmek zorunda kalırsınız.

Popüler tarih aslında günümüz tarihi dir Muhteşem Yüzyıl,Makale köşelerindeki tarışmalar tarih bilimini artık türkiyenin aydınları üslenip tarihçilere yiyecek ekmek bırakmamamışlardır.TARİH OKUMAK İNSANI TARİHÇİ YAPMAZ, TARİH OKUMUŞ ADAM YAPAR demiştir Yavuz Bahadıroğlu. Aslında öylede lakin tarihi üniversitede okumakda adamı tarihçi yapmaz bunun örneklerini vereceğim ilk örneğim Murat Bardakçı yazarımızın kendini geliştirmesine bakarsak tarih alanındaki iddiasınıda anlamış oluruz yazarımız özellikle tarih alanında uzmanlaşmış gazeteci, yazar ve televizyon programcısıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılış dönemine ilişkin araştırmalarıyla bilinir. Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Osmanlı Türkçesi'ni bilmektedir. Ebced notası, Hamparsum notası ve Bizans ve Haz neumleri gibi musiki yazısı sistemlerine de uzmanlığı vardır. Yazma ve basma eserlerden oluşan kütüphanesinin, arşivinin ve diskoteğinin ise bütün zamanların en geniş çaplılarından biri olduğu bilinmektedir.Tarih okumamasına rağmen kendini bu alanda geliştirmiş vede kendini tarihe adamıştır asıl önemli olanda budur kendini tarihe adamak
bunu başarabilirseniz tarih için yaşarsınız diğer tarihçi ise  Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesinden mezun olan Prof.Dr.İlber Ortaylı dır yaşayan ayaklı ansiklopedilerdendir tarih konusundaki bilgisi tarihe getirdiği yeni bakış açıları türk tarihini farklı ele alışlarıyla adeta hocası Halil İnalcık gibi fenomen haline gelmiştir. (Bu arada söylemeden geçemiyeceğim Halil İnalcık işi o kadar abartmıştır ki Amerika Tarihini dahi yazmıştır sadece türk değil dünya ülkelerinin tarihleri konusunda da uzmanlaşmıştır.)

İlber Ortaylı ise bu üne sadece faülte okuyarak değil kendini tarihe adayarak gelmiştir kütüphanesinde 30 binden fazla kitap olduğunu vede bunun 5 binini Galatasaray Üniversitesine bağışladığı bilinmektedir ayrıca Avusturya göçmeni olan Ortaylı Avusturya tarihi konusundada uzmanlaşmıştır.Bildiği diller ise dudak uçuklatacak cinsden Ortaylı; Türkçe; ileri seviyede Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve Rusça; orta seviyede Osmanlıca, Sanskritçe, Sümerce, Hititçe, Çince, Kırım Tatarca, Slovakça, Romence, Sırpça, Hırvatça, Boşnakça, Arapça, Farsça, Latince, İbranice, Sırpça, Antik Yunanca, ve Yunanca bilmektedir.
Yani sonuç olarak popüler tarihin öncüleri olan türk aydınların kendilerini bukadar tarih açısından geliştirdiklerini hiç sanmıyorum onların tarih bilinci atadan dede den veya okuduklarından öğrendiklerindir vede bunları kendi ideolojilerine göre insanlara aktarıyorlardır. Lakin tarihçi dediğimiz kimseler ise tarih fakültesi okusun okumasın kendilerini tarihe adayan kimselerdir onlar ki okumadıkları kitap arşiv, araştırmadıkları kaynak sırf yabancı bir metni okumak için öğrendikleri dil sabır ve de reel düşünce sistemlerinde rasyonel bir şekilde tarihi kaynakları sentezleyip yazdıkları kitaplarla hem tarihe hemde muhatap oldukları topluma aydınlatıcı bir şekilde sunmasını iyi bilen insanlardır yoksa diğerleri gibi tarihi konuları gazete köşelerinde süründürüp kulak dan dolma tarih bilgisiyle yazmazlar,konuşmazlar.

Profesyonel tarih dediğimizde ise aklımıza ilk gelen isim Halil İnalcık vede İlber Ortaylıdır bunlar tarihin en ince ayrıntısına kadar incelemiş insanlardır zaten İlber Ortaylı dan bahsetdim birazda Halil İnalcıkdan bahsedelim Halil İnalcık’ın iyi bir tarihçi olmasındaki en önemli nedenlerden biri de bildiği yabancı dillerdir şüphesiz. İngilizce, Almanca, Fransızca’yı çok iyi okuyabilen İnalcık, Arapça ve Farsça’yı da kullanabiliyor. Bir sözlük yardımıyla okuyabildiği diller arasına İtalyanca’yı da katabiliyor. O da öğrencisi Halil İnalcık gibi Tarihe kendini adayanlardandı bakın ünlü bir sosyolog hakkında ne demişTanınmış Amerikalı sosyal bilimci  Immanuel Wallerstein, İnalcık hakkında şu satırları yazmıştır (Arka Kapak Yazısı, Makaleler, Ankara: Doğu-Batı, 2005) “Bugün dünya üniversitelerinde Halil İnalcık okunuyor ve okutuluyor. Onu dar anlamda bir “tarihçi” olarak düşünmek elbette yetersiz kalır. Bizzat tarih disiplinine şekil vermiş, kendi metodolojisini ve bilgi birikimini tarihçilik mesleğine kazandırmış bir kişi olarak İnalcık, bilim çevrelerinin üzerinde uzlaştığı seçkin bir isimdir. İnalcık ekolüne mensup yüzlerce öğrenci, sadece birincil kaynakları kullanma, belge ve arşivleri inceleme yönünden değil modern anlamda tarihe sosyo-ekonomik ve kültürel birçok cepheden bakabilme becerisini ondan öğrenmiştir. Yeni kuşak tarihçiler, Akdeniz, Osmanlı ve Balkan tarihi üzerindeki birçok yanlışın tashih edilmesini ona borçludur. Kitapları, sayısız makale ve ansiklopedi maddeleri, sosyal bilimciler için göz kamaştırıcı bir hazine mahiyetindedir. Halil İnalcık, bu sahanın en seçkin uygulayıcılarından biri. Dünya bilimine katkıları su götürmez. Çabalarının hedefi haline gelmiş konu üzerinde bize sadece tefekkür etmek düşer.” Bu iltifata layık olan Halil İnalcık türkiyeninde en önemli tarihçileri arasındadır.

Bu yazımda tarihin Objektiflikden uzak Subjektifliğe yakın olan bir bilim olduğunu ayrıyaten Üniversitenin insana tarih bakımından avantajları dezavantajlarını Üniversite okumamanın avantajları dezavantajlarını aslında önemli olanın üniversite okuyup okumamanın değilde kendini tarihe adamanın olduğunu tarih için yaşamayı öğrenmek olduğunu günümüzdeki popüler tarihin vede profesyonel tarihin ne olduğunu öncülerini üniversite okumuş vede okumamış tarihçilerden örnek vererek dilim döndüğünce açıkladım burdan ismi zikredilen her tarihçiyede bize böyle rasyonel bir tarih sundukları için ziyâdesiyle teşekkür ediyorum.


Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.