O mavi gözlü bir devdi

Hoş geldin kadınım benim. Hoş geldin! diyerek anlatırken sevdiği kadının gelişiyle bahar olan gönül bahçelerini; kocaman bir kapı açıyordu bizlere o sonsuz güzellikleri görebilmemiz için.
O aşk adamıydı, bir kadına bağlanmaktan daha çok;" Aşk"aydı bütün sadakati. Belki hayatının ilk kadını Nüzhet''inde, belki ikinci baharı Piraye''sinde, belki tek çocuğu olan Mehmet''in annesi Münevver''inde, adını şiirlerinde bile anmadığı sevgilisi Galina''da belki de ya da ömrünün son gülü Vera''sından bulmadı aşkını. Mavi gözlü dev bir kadına tamamiyle teslim olmayı değil; şiirlerini yazmak için aşık oluyor gibiydi...
Davasından hiç vazgeçmedi. Bu yüzdendir ki; kadınlarından çok, hasretleri oldu  hayatında. Laik bir devlette, düşünceleri yüzünden yargılandı. Uzun yıllar Ankara, Çankırı ve Bursa''daki cezaevlerinde kaldı.
Afla dışarı çıktığında daha hiç bir şey bitmemişti. Polis yakın takipte, gazeteler onu karalar nitelikte yazılar yazmakta ve Rus ajanı olarak suçlanmaktaydı. Her yönden sıkıştırılan Hikmet''e askerliğe çağırılması bardağı taşıran son damla olmuştu halbuki sağlık durumu buna elverişli olmadığı için yıllar önce askerlikten muaf tutulmuştu. Kulağına askere gitmesi halinde Kaçarken vuruldu. bahanesiyle öldürüleceği haberleri geldiğinde, kaçış planını yapmaya başlamıştı. 951''de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün. der, kaçışından bahsederken. Asıl mesele gerçekten teslim olmamaktaydı söylediği gibi. Özgürlüğünü, hayatını kaybetmeyecekti. Ona yazılan hazin sonu yaşamayacaktı. Kararını verdi. İşte o gün başlamıştı memlekete geri dönüşü olmayacak yolculuğu..
13 yıla yakın bir süre demir parmaklıkların ardında hayatına devam etmesi değil de, bir gün Türkiye vatandaşlığından çıkarılmış olmak ve memleket hasretiyle yaşamak onu daha çok üzdü içten içe. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... diyerek anlattı hasretini.
Hayata gözlerini kapattığında bitmemişti hasreti; son isteği de yerine gelememiş, cansız bedeni bile bununla cezalandırılmıştı. Muhalif hüviyeti yüzünden, koskoca Anadolu toprakları dar gelmiş, bir yer bulunmamıştı Hikmet''e. Naaşı hala Moskova''dadır.
Ölümünden iki yıl sonra, yeniden verildi vatandaşlığı. Çoğu insan hala yargılasa da onun fikirlerini, onu anlayanların yüzünde önce bir tebessüm oluşuyor. Sonra da sadece otobiyografi olarak adlandırılsa da aslında içinde gerçek Nazım Hikmet''i bulduğunuz eseri geliyor akla...

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
Ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim!
Vatan çiftliklerinizse,
Kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
Vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
Vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
Fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
Vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
Vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
Ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
Vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
Ben vatan hainiyim!
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ!
 

Yorumlar (1)

Cansu aşık

9 Haziran 2013 22:44

harika bir paylaşım yüregine sağlık ...

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.