Geçti geçti korkma artık


Sesimi duyan var mı?

Deprem: yerin deriliğinde meydana gelen enerjinin sarsıntı olmak suretiyle, yıkıcı etki yaratabilen doğal afet.

 Evet bu benim kendimce depremi tanımlamam. TDK'nin ne dediğini bilmiyorum. bu başlangıç umarım bir şeyler çağrıştırdı.

Sanırım hatırladınız. Evet bugün 17 ağustos. büyük Marmara depreminin 14.yılı. Ben de bu depremi yaşadım tabi o zaman çok küçüktüm hayal meyal hatırlıyorum depremi. Marmara bölgesindeyim ama deprem merkezine uzaktayım.Ama buralarda da çok kuvvetli olmamakla birlikte hissedildi tabi. korkusu bile yetti. hatta 1 hafta geceleri arabada kaldığımızı hatırlıyorum. Vay be büyümüşüm desenize bunları yazdığıma göre.

 Sayıları akıp geçmiş yılların. İşi ne değil mi? Hayatımızdaki rakamlar hep hayatımızdan bir şeyleri eksilterek çoğalıyorlar. 14 yıl geçmiş. geçmiş o kadar. Geçen yıldan yani 13 yıldan 1yıl daha büyümüş. 14 yıl olmuş. vay be desenize şuna koskoca büyük depremin yılı gelmiş, koca deprem olmuş he vay canına !

 Şakayı bir yana bırakalım.Bugün ben de sizde hangi kanalı açrsanız açın duygulu, kederli bir sesle: '' bundan tam 14 yıl önceydi saat 03.02 de istanbul beşik gibi....'' bıt bıt falan feşman aynı şeyler. Bu haber verme vicdanı olan kanallar için. İnanır mısınız geçen yıl çok ünlü bir kanal sadece ''1'' haberle geçiştirdi. o da göçük altında kalan kazazede bir kadındı. Bu da insanların sadece vicdanını, yüreciğini titretmet için. Eee 17 bin insan öldü. kim bilir kaç kişi öldü bunların bizim gibi deprem ülkesi olan bir yer için emsal teşkil edip, bir daha böyle acıların yaşanmaması sağlanmalı. Ah hayır bunlar ne ki deprem mi? ''amaan oldu bitti. olmuyo şu an rahatız'' diyip unutuyoruz. sonra yılı geldi mi ''acımız büyük, böyle şeylerin olmaması ve önlemlerin alınması gerekli'' falan feşman diyip basmakallıp cümlelerle ağzımızı doldurup bugünün haberlerini de tamamlayıp işimiz bitiyor.

  Sayın okuyucum belki sen de farkındasındır biz hafızasız bir toplumuz. konuyu çok az dağıtıp toparlayacağım söz. Birazcık sabır.

  Örneğin: 1,5 yıl kadar yıl önce yani çok değil. 24 şehit verdik doğu da.  Hatırladınız mı? Ben de cenazelerden birindeydim. Bir tanesi buralıydı. Ben de gittim arkadaşlarla öğleden sonra okulu kırdık. o kadar kalbalıktı ki anlatamam. Ayaklarım çok kötüydü. bacaklarımda sanki taş bağlıydı ve ayak tabanlarım da da dikenler bitmişti sanki. Benim de kalabalık fobisi var hemen nefesim daralır. Dev bir Türk bayrağı gerdiler ben de altın da kaldım ve insanların arasında sıkıştım az daha fenalaşabilirdim. arkadaşlarım aradan süzüldük. O zaman insanlar çok öfkeliydi. Herkes vatan millet sakarya idi. ama şimdi sorsanız belki hatırlamazlar. sonra geçen sene yine bu yakınlarda  Afyon da cephanelik patladı 25 acemi er  şehit oldu. herkes çok kızgındı. Nasıl olurda acemi erler gece vakti cephanelik taşır diye  şimdi... bitti geçmiş olsun. tekrar anacağız, birkaç beylik laf edilcek sonra haydi bakalım geçmiş olsun. daha bir örnek verecek olursak. Madımak oteli derim. 20 yıl oldu. yine sayısı geçti. Aydınlarımız öldü. tamam. Göründüler elimizde canileri nerede? her 2 temmuzda yine söylenir, aynı görüntüler ama bir icrat olmaz.

  Evet tarihte kısa bir hatırlatma ve beyin fırtınası yaptıktan sonra şimdi asıl konumuza dönebiliriz. 17 ağustos. hep o görüntüler ve hep aynı sözler. eğer yapılanların yani yapılacak olanların, tasarlarlananların bir faydası olsaydı eğer Van depremin de ki acılar yaşanmazdı. Hiç kimse depremin olabileceğini düşünmüyor. Herkes korkuyo ama nerede yani neyin üstünde oturuyor bilmiyor. Deprem gerçeğini hayatımızdan çıkarıyoruz. olmaycakmış gibi yaşayıp, sürekli bir tırsma hali içinde yaşamımızı sürdürüyoruz Binalarımız oraya buraya kuruluyor. fay hattının kapı komşusuyuz ama işimizi dualara bırakıyoruz. Sorarım size  önlem almadan olan duanın yakarmanın ne faydası olur ki? tabi öyle bir ülkeyiz ki her şey kader, Allah'ın takdiri tamam öylede. Bir şey yapmadan sadece koruma dilemek boş ve safça bir uğraş olmaz mı?

  Sanırım faydalı bir yazı olmuştur. Toparlamam gerekli artık sanırım. sadece şunu unutmamalıyız. Unutturmayacağız deyip unutmamalıyız. çünkü bizim milletimizin böyle kötü huyları var. sadece unutturmayacağız lafını söylediğimizi unutmamak. Çünkü bir unutup bir hatırlarlarsak o hatırlama süresi arasında  çok canlar yanabilir. çok insan unuttuk diye yaşayamıyor olabilir. Ve biz yine hatırlarız. sonra tekrar unuturuz ve tekrar hatırlarız ve onların başına gelen şeylerin bizim başımıza gelmeyeceği kanati hep beynimizi işgal edip bencillğie sürükleyebilir. Unutmayın acılar kilometrelerle ölçülmez. dünyanın neresin olursa olsun acı  kalpte hissedilebilir. Bencillğin lüzumu yoktur. Unutmayın unutturmayacağız değil, unutmuyoruz ve artı gereğini yapmalıyız ve yapalım demek lazım. Unutmayı sayın okuyucum unutmayın. Unutursanız sıradaki siz de olabilirsiniz.

Edebi Kız.


Not: 17 ağustos depremin hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz...

Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.