Sadece "var" olmak



          Burada yazmaya yeni başladım. Aslında, başka bloglarda yazmak pek adetim değildir. Özgür Klavye biraz sıcak geldi ve yazmak istedim ve yazıyorum. Ne yazayım diye düşünürken, gerçekliğin, yaşanmışlıkların bizde yarattığı tahribatlar üzerine biraz ahkam kesmek ya da bendeki bazı şeyleri okuyanlarla paylaşmak istedim.

          Çoğu kişi yaşamıştır, (ya da bu sadece benim yaşadığım bir olgu) hayatın içinde yaşam sarhoşu olursunuz bir dönem, bu sarhoşluğun etkisiyle beyniniz uyuşur, hafızanız boşalır, geçmişi hatırlamakta zorlanırsınız. Kafanızın içi bomboştur. Konuşma yetiniz etkilenir, sözcükleriniz etkilenir, düşünceleriniz etkilenir. Cadı kazanının dibine düşmüşsünüzdür. Bir saniye öncesini bile hatırlamak, doğum sancısından beter bir hal alır.

          Bu garabet durum yüzünden düşünmekten uzaklaşır hatta korkar bir duruma gelirsiniz. Önceden (belki de) sınır tanımayan üretkenliğiniz, ağır bir kısırlığa düşmüş olur. Loş bir koridorda ilerleme benzeri bir şekilde hayatta yol aldığınızı hissedersiniz. Düşünmeyi, üretmeyi deli gibi istemenize rağmen, içinde bulunduğunuz bu durum yüzünden kendinizi uzak tutar, anı yaşayıp geçmeyi tercih edersiniz. Hele ki, yazma hastası birisiyseniz, anı yaşayıp geçmek sürekli sizi eksiltmeye başlar. Bir an gelir, bu eksilmeyi hissedersiniz; üstüne üstlük hiç bilmediğiniz sözcükler içinizde büyümeye başlamıştır. Beyniniz kafatasınıza sığmamaya başlar. Elinize kalemi alıp bırakmaların son bulmasını istersiniz; başladığınız zaman dimağları doyuran bir şeyleri kağıda dökme isteğinizin devasa boyutlara geldiğini anlarsınız. 

          Başlamalı artık bir yerden ve bu garabetten sıyrılıp çıkmalıyım demeye başladığınız zamanlar gelip kapınıza dayanmıştır. İyiden iyiye tembelleşen beyninizi çalıştırmak için çareler ararsınız. Böyle zamanlarda okumayla da aranıza soğuk bir duvar çektiğiniz için işe öncelikle bu duvarı yıkmayla başlarsınız.

          Sanatsal eğilimlerde üretme sürecinin, beyinlerde dölleniş zamanları çok keyiflidir. Bedensel sevişmeden kat be kat fazlasıdır. Beyninizin zekanızla en çılgın, deli haliyle sevişmesi. Zevk ve acının karışımıyla ortaya çıkacak fikirler en başından itibaren size heyecan vermeye başlar. Vücudunuza pompalanan adrenalin, yüzünüdeki gülümsemeyi bile değiştirir; daha aydınlık bir hal almasını sağlar. İşte "varolmak!".

          Başlar kalemden akmaya beyninizin zekanızla sevişmesinden peydahlanan satırlar/mısralar. Hepsi bütünleşir, vücut bulur ve güzel bir eser hayata merhaba demiş olur. 

          Uzun zamandır kör/kötürüm bir halde günlerin, saatlerin, saniyelerin, saliselerin hayatımdan renk almadan akıp gitmesini izliyorum. Bu soyut yokoluş karşısında kendime söylediğim tek şey vardı "sen bu musun?" Yanıt, suskunluk. İnsan kendisine nasıl susabilir ki? Susabiliyor. Susmaktan çok daha fenasını da yapıyor; kendine sağır oluyor, kör oluyor. 

          Sadece "Var" olmak. Bu zorlu evrenin ertesinde hissettiği insanın basitçe anlatımla bu oluyor. Şimdilerde yeniden varolmanın ilk basamaklarındayım...

Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.