Kırgın insanlar otobüsü/Kırık aynalar durağı

Buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Sizi tanımıyorum. Neden buradayım, son paramı kaçıncı birama verdim bilmiyorum. Bu kaçıncı “Yok lan tövbe bir daha içmeyeceğim” demem bilmiyorum. 
Ben kimim?  
Burası neresi? 
Siz kimsiniz? 
Ben artık aynadaki görüntüden başka hiçbir şey göremiyorum..

En son pencereyi açıp intihar ediyordum; ikinci kattan yukarıya. Yapıyordum aslında, bu sefer korkmuyordum. Artık arkamdan üzülecek kimse yoktu. Hepsi zaten aynamdaydı. Tanrı varsa eğer beni oralara almalı, çünkü artık karikatürlere bile gülmeyen bir haldeyim. 

Nasıl başladığını soracaksınız. Müziğe ne zaman başladın sorusu kadar saçma olacak sorularınız. Kim cevap verecek? Ben mi? Yoksa onlar mı? Onlar cevap verirse çok kötü anlatırlar beni. Onları duymak istemiyorum. Susturun şunları! 
Yakın bakışlarını, söyleyin yukarıdakinin kötü insanlara baktığı gibi bakmasınlar bana.
Lütfen. 

“Her insan hata yapar. Bu kanımca kesin bir bilgidir. Yayılabilir. Ben birilerini kırmaktan çok korktum, hayatım boyunca ulan dedim ben kimim, ben kimim ki birisini üzme hakkını kendimde buluyorum. Bulamam. Bulamadım. Bulamadım ama istemeden de olsa üzüyorsunuz. Yaşamak için birilerini üzmek zorunda kalıyoruz. Yaşamak için..


Ben aynalara bakamıyorum. 18 yaşından beri,  7 senedir aynalara bakamıyorum. İlk kez 18 yaşında üzmüşüm birisini. O günden beri aynaya her baktığımda hayatımdan kaybettirdiğim kişileri görüyorum. İlk babam geldi aynama. Aynaya baktığımda arkada beliriverdi anlamsızca. Biraz sinirli, biraz sulu boyadan bozma halde. Kendi halinin su da yansıması gibi.. Sonra en yakın arkadaşım. Sonra üvey ablam. Sonra sevmediğim bir adam. Git gide kalabalıklaştılar ve ben aynalara bakamaz oldum. Her aynaya baktığımda arkamda sert bakışları ile karşılaştım. Suçlayıcı, delici bakışlarıyla. Hayatın tüm suçlarını, katillerini, ölülerini, silahlarını, bıçaklarını bana atan bakışlarıyla..

Bunu anlayamazsınız. Çünkü siz aynaya baktığınızda kendi yüzünüzden başka hiçbir şey görmüyorsunuz. Ben ise artık kendi yüzümü seçemiyorum. Bunlardan hangisi bana ait bilmiyorum. Belki  de ben üvey ablamın yüzüyümdür ve benim yüzüm de üvey ablamın üzdüğü birisine aittir.
Konuşmaya çalıştım onlarla. Cevap vermediler. Sordum, bağırdım, gidin dedim gitmediler. Yanına gittim sevmediğim adamın "Aynalarımdan çık" dedim anlamadı "Kendimi göremiyorum git" dedim. "Ben çoktan gittim" dedi.

İnanmadılar. Aynalarımda asılı kaldıklarını ve her sabah yüzümü yıkamak, saçımı yapmak için aynaya baktığımda orada durduklarını bilmediler. Ama oradaydılar ve bana bakıyorlardı. Hiç kimse benim aynamdan hayata bakamadı. Şu hayata kaç kişi yaptığı hataya karşılık kendi yüzüne bakamamakla cezalandırıldı? Ben hariç.


Bu kirden sararmış duvarda, bu paslı sandalye demirlerinin terle birleşmiş kokuları arasında, hepinizin yüzündeki korku ve endişeyi barındıran ani duygu değişimleriyle birlikte size bunları anlatmak çok saçma. Anlatınca geçmiyor. Birilerine anlattıkça bana daha sinirli bakıyorlar. Onları daha çok üzüyormuşum gibi. Kimse çözüm bulamıyor. Kimse onları aynalarımdan alamıyor. Siz de bir işe yaramayacaksınız. Hatta şu anda içinizden birini üzüyorsam çekinmeden aynama gelebilirsiniz.


Kırık aynalar durağı orası. Kırgın insanlar otobüsü asla geçmiyor..


                                                                                         



(yazılarımda paylaşacağım çizimler bana aittir.)



Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.