Asım'ın nesli

ASIM’IN NESLİ
“Asımın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek!”
Bu dizeleri hepimiz biliyordur veya en azından 18 Mart günü duymuşuzdur, bir kulak aşinalığımız vardır. Çünkü bu dizeler Mehmet Akif’in muazzam “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiirinde geçiyor. Peki hepimizin bildiği bu dizelerde geçen “ Asım” kimdir? Neden “Asımın nesli” tabirini kullanmış Mehmet Akif Ersoy? Neden Çanakkale’de savaşanlara bu yakıştırma yapılmış, bunu hiç merak ettiniz mi ? Merak ettiyseniz bunu açıklayacağım.
İlk önce Akif’in bu tabiri nasıl bir ortamda söylediği ve niçin söylediğini anlamak için o dönem Osmanlının durumuna kısaca değinmek lazım. Osmanlının yıkılış dönemine gelindiğinde ülkeyi kurtarmak için dört ana fikir akımı oluşmuştu. Bunlar;
1.Osmanlıcılık
2.Türkçülük
3.Batıcılık
4.İslamcılık
Bilindiği üzere Mehmet Akif İslamcılık(Ümmetçilik) akımını destekliyordu ve bu akımın en önde gelenlerinden birisi olmuştu. 1911 yılında Batıcı Tevfik Fikret “Haluk’un Defteri” adlı şiir kitabını yayımladı. Bu kitapta oğlu Haluk adı altında kendine göre ideal nesli temsil etmekteydi ve bu kişi tamamen kültüründen yozlaşmış, dinini, ırkını unutmuş batıyı benimsemiş bir nesli temsil etmekteydi. Öyle ki sen son Avrupa’ya giden Haluk kendi milletini ve dinini artık reddetmiş tamamen “çağdaş(!)” olmuştur.
İşte böyle bir ortamda Akif “Asım” adlı 2500 beyitten oluşan uzun manzum hikayesini yayınlar Fikret’e karşılık. Bu kitabın ana hatlarına da değinip ardından asıl konu olan “Asım’ın neslinden” bahsedeceğiz.
Asım kitabında genel olarak Köse İmam ve Hocazade’nin ülkenin durumu hakkında konuşmalarından oluşmaktadır. Hocazade burada Akif’in kendini temsil etmektedir aynızamanda. Asım da Köse İmam’ın yiğit, mert, oldukça cesur oğlunun adıdır. Hocazade bu genci pek sever ve vatanı onun gibilerin kurtaracağını söyler. Asıma pek çok tavsiyelerde bulunur onu ideal genç yapmak ister. İşte Asımın nesli tabiri buradan geliyor. Asım, Mehmet Akif’in en büyük projesidir. Ülkeyi bu zor durumdan kurtaracak olan nesil onun neslidir. O ve onun gibiler sayesinde bu vatan kurtulacak, eski şaşaalı günlerine geri dönecektir. Akif hayalindeki genci yaratmak istemiştir şiirinde ve Asım’ın şahsında bütün bir gençliğe tavsiyeler vermiştir. Peki nasıl olmalıdır Asım? Akif’in Asım manzumesinin içinde geçen “Zulmü alkışlayamam” şiirine bakarsak burada ideal neslin nasıl olmasını istediğini gayet açıkça anlaşılacaktır:
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; 
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. 
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ... 
-Boğamazsın ki! 
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım. 
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; 
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. 
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; 
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! 
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? 
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! 
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, 
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! 
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım. 
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! 
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu... 
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?”
diyor Mehmet Akif…. Köse İmamın ağzından söylenen bu dizeler aslında Akif’in kendi düşünceleridir. Bu şiiri okuduğumuzda Asım nasıl olmalıdır sorusunun cevabı kendiliğinden zihnimizde vücut buluyor zaten amma biz yine de bunu üstümüze düşeni yapalım ve Asım’ı sizlere açıklayalım;
Asım “zulmü alkışlayamaz, zalimi asla sevemez” Haktan yanadır, kimseyi ezmez, yaptıklarını milleti için yapar. Zalimlere karşı boyun eğmez, zulmün her dem karşısındadır.
Asım “gelenin keyfi için, geçmişe kalkıp sövemez” geçmişine bağlıdır. Yeni gelenler için şanlı geçmişini silemez, Milletine, dinine, geleneklerine bağlıdır onları keyfiyetten dolayı terketmez.
Asım “yumuşak başlıdır, amma asla uysal koyun olamaz”. O gerekmediği, zorda kalmadığı sürece şiddete başvurmaz. Haksızlık karşısında susmaz, yumuşak başlıdır ama gerektiğinde de bir aslan gibi saldırgan ve haşmetlidir.
Asım’ın boynu “ kesilir belki ama çekmeye gelmez”. Onu kimse akılsız bir mahlûkat gibi sürükleyemez. O esir edilemez, o “ezelden beri hür yaşamıştır, hür yaşayacaktır”. Kimsenin ona zincir vurmaya ne gücü ne de cesareti yetmez. Asım doğduğundan beri “aşıktır istiklale” kimse tasma takamamıştır ona.
Asım “üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamaz. Hele hak namına haksızlığa ölse tapamaz”.
Asım “kanayan bir yara görse ciğeri yanar”. Yardımseverdir Asım, “aldırma” laflarına aldırmaz yardım eder. Haklının, mazlumun yanındadır Asım.
Asım “Zalimin hasmıyım ama severim mazlumu, şu irticaın sizin lehçede manası bu mu?” der. Kendine “mürteci”, “irticacı” diyenlere karşı dik durur.
“Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm'ı.”
***
“Ya açar bakarız Nazm-ı Celil'in yaprağına,
Yü üfler geçeriz bir ölünün toprağına”
***
“İnmemiştir hele Kuran, bunu hakkıyla bilin;
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için.”
Asım vatanına milletine sadık, dinine bağlı tam bir Anadolu yiğididir. Dindardır amma yanlış İslama bağlı değildir, o Kur’an a bağlıdır doğrudan ve halka yanlış bilinen İslamı düzeltmeyi amaç edinmiştir adeta.
İşte bu Asımdır Çanakkale’ye korkusuzca koşan, canını vermekten çekinmeyen… Asımın neslidir namusunu çiğnetmeyen, Asımın neslidir ki küllerinden yepyeni bir medeniyet kurmuştur. Bu nesildir ki batı özentisi bir nesle kafa tutmuş, ecdadını, dinini ve geleneklerini sonuna kadar savaşmıştır.
İşte Akif’in meşhur “Asım’ın nesli” budur. Akif’in büyük projesi budur. Peki İstiklal Marşı şairinin bu projesi ne kadar başarıya ulaşmıştır? Bugünkü halimize baktığımızda bunun cevabını görüyoruz maalesef…

Hüsran

Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı, 
İslâmı uyandırmak için haykıracaktım.
 
Gür hisli, gür imanlı beyinler, coşar ancak,
 
Ben zaten uzun boylu düşünmekten uzaktım!
 
Haykır! Kime, lâkin? Hani sâhipleri yurdun?
 
Ellerdi yatanlar, sağa baktım, sola baktım;
 
Feryâdımı artık boğarak, na'şını, tuttum,
 
Bin parça edip şi'rime gömdüm de bıraktım.
 
Seller gibi vâdîyi enînim saracakken,
 
Hiç çağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım.
 
Yoktur elemimden şu sağır kubbede bir iz;
 
İnler "Safahât"ımdaki husran bile sessiz!


Mehmet Akif Ersoy

Yorumlar (0)

Yorum Gönder

Uyarı: Yazacağınız mesaj konu ile alakalı değilse lütfen e-posta gönderiniz.Sitemizde yer alan okur yorumları, yorumları yazanların kendilerinin görüşleridir, okur yorumlarından www.ozgurklavye.com sorumlu tutulamaz.Blogda bulunan herhangi bir içerik, yorum ile alakalı şikayetiniz varsa, kaldırılmasını istediğiniz yorum veya yorumlar ya da herhangi bir başka içerik varsa lütfen bize e-posta aracılığı ile ulaşın.

Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra sitede yayınlanır.
Eğer yorum yazmak için hesabınız yoksa Anonim veya Adı/URL seçeneklerini kullanın.